Abdıoo

Abdıoo

@Abdülbasit Ömer
0Usos
0Comparte
0Me gusta
0Guardado por

Merhaba, bugün sizlere dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Fyodor Dostoyevski’den bahsetmek istiyorum. Ama onu sadece bir romancı olarak değil, insan ruhunu en derin şekilde inceleyen bir yazar olarak ele alacağım. Dostoyevski’nin eserlerini okuduğunuzda şunu fark edersiniz: Onun asıl konusu suç, aşk ya da yoksulluk değil; insanın içindeki çatışmadır. İnsan doğruyu bilir ama yanlışı yapar. İnsan sevmek ister ama kırar. İnsan iyi olmak ister ama bazen kötülüğe yaklaşır. Dostoyevski tam da bu çelişkiyi anlatır. En bilinen eserlerinden biri olan “Suç ve Ceza” romanında, Raskolnikov adında bir karakter vardır. Bu karakter bir cinayet işler ama asıl roman, bu cinayetten sonra yaşadığı vicdan azabını anlatır. Dostoyevski’ye göre insanı asıl cezalandıran şey mahkeme değil, kendi içidir. İnsanın iç sesi bazen en sert hâkimdir. Dostoyevski’nin kahramanları kusursuz değildir. Onlar yalan söyler, hata yapar, korkar, kıskanır, pişman olur. Ama tam da bu yüzden gerçektirler. Dostoyevski insanı melek gibi değil, olduğu gibi yazar. Onun romanlarında herkes biraz suçludur, biraz masum. Bir başka önemli eseri olan “Yeraltından Notlar”, insanın kendisiyle olan kavgasını anlatır. Kahraman, toplumdan kopmuştur ama asıl kopukluk kendisindendir. Kendiyle barışık değildir. Dostoyevski bize şunu söyler: İnsan en çok kendisinden kaçmaya çalışır. Onun eserlerinde yalnızlık sadece fiziksel değildir. İnsan, kendi düşüncelerinin içinde bile yalnız kalabilir. Bu yüzden Dostoyevski okumak bazen rahatsız edicidir. Çünkü insan, kendi karanlık tarafıyla yüzleşir. Ama işte edebiyatın gücü de buradadır. Bizi rahatsız ederek düşünmeye zorlar. Dostoyevski, insanın hem iyiye hem kötüye aynı anda yatkın olduğunu söyler. Ve bu yüzden insan karmaşık bir varlıktır. Belki de onun kitapları hâlâ okunuyor, çünkü bugün de insanlar aynı soruları soruyor: “Ben gerçekten iyi miyim?” “Yaptığım şey doğru mu?” “Vicdanım neden susmuyor?” Dostoyevski bize kesin cevaplar vermez. Ama doğru soruları sordurur. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Dostoyevski, insanı yargılamaz. Onu anlamaya çalışır. Ve belki de gerçek edebiyat budur: İnsanı olduğu gibi görmek. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

trMasculinoPodcastJovenConversacionalRedes SocialesTranquiloAmigableProfundoSuaveTurkish
Público
Muestras
Aún no hay muestras de audio